Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ), deprem gerçeğine dikkat çeken önemli bir bilimsel programa ev sahipliği yaptı. KSÜ Yunus Emre Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen programda “Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi” projesi kapsamında yürütülen çalışmalar akademisyenler ve katılımcılarla paylaşıldı. Programda özellikle Kahramanmaraş çevresindeki fay hatlarının özellikleri, deprem üretme potansiyelleri ve bölgedeki yapılaşma riskleri üzerine önemli değerlendirmeler yapıldı. Deprem araştırmaları alanında yürütülen çalışmaların ele alındığı etkinlikte, bilim insanları Türkiye’nin diri fay yapısı ve olası deprem riskleri konusunda dikkat çekici bilgiler paylaştı.
KSÜ’DE DEPREM GERÇEĞİNE DİKKAT ÇEKEN PROGRAM DÜZENLENDİ
KSÜ Yunus Emre Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa üniversite yönetimi ve akademisyenler yoğun ilgi gösterdi. Programa KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Salih Yeşil ve Prof. Dr. Ramazan Çetintaş, Genel Sekreter İbrahim Palabıyık, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Burak Telli ile Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Ünsal katıldı.
Akademik ve idari personelin de yer aldığı programda, Türkiye’deki diri fay hatlarının özellikleri ve geçmişte ürettikleri depremlere ilişkin bilimsel veriler paylaşıldı. Program kapsamında konuşmacılar, deprem araştırmalarının şehir planlaması ve yapı güvenliği açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Bilimsel sunumda özellikle Kahramanmaraş ve çevresindeki fay hatlarının özellikleri üzerine detaylı bilgiler verildi.
TÜRKİYE’DE 485 DİRİ FAY BULUNUYOR
Programda konuşan KSÜ Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve KSÜ Deprem Araştırma ve Risk Yönetim Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Alican Kop, Türkiye’nin diri fay yapısı hakkında önemli bilgiler paylaştı.
Kop, Türkiye Diri Fay Haritası’nda toplam 485 diri fay bulunduğunu belirterek bu fayların geçmiş deprem davranışlarının Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen “Türkiye Paleosismoloji Araştırmaları Projesi” kapsamında incelendiğini söyledi.
Bu çalışmalar sayesinde fay hatlarının geçmişte hangi büyüklükte depremler ürettiği ve gelecekte oluşturabileceği risklerin daha net anlaşılabildiğini ifade eden Kop, paleosismoloji çalışmalarının deprem risk analizinde büyük önem taşıdığını vurguladı.
KAHRAMANMARAŞ ÇEVRESİNDEKİ FAY HATLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Sunumda özellikle Kahramanmaraş çevresindeki diri fay hatlarına ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı. Dr. Öğr. Üyesi Alican Kop, Kahramanmaraş’ta özellikle kuzey çevre yolu üzerinde kırılmamış iki önemli fay bulunduğuna dikkat çekti.
Bu fayların varlığının bölgede yapılan temel kazılarında dahi gözlemlenebildiğini belirten Kop, Kılavuzlu Barajı’ndan Ayvalı Barajı’na kadar uzanan fay hattının önemli bir deprem potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.
Aynı fay hattının kuzey kolunun Ungut üzerinden Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’ne kadar uzandığını belirten Kop, söz konusu fay segmentlerinin 6 büyüklüğünün üzerinde deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu dile getirdi.
YÜKSEK KATLI YAPILAR KONUSUNDA UYARI
Deprem riskinin yüksek olduğu fay zonları üzerinde yapılaşmanın ciddi risk taşıdığına dikkat çeken Kop, özellikle yüksek katlı binalardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.
Binalarda statiği zayıflatan asma kat uygulamalarından uzak durulmasının önemli olduğunu belirten Kop, güvenli yapılaşma için perde beton sistemlerinin tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.
Bu tür yapı tekniklerinin depreme dayanıklı şehirler oluşturmak açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekildi.
BÖLGEDEKİ DİĞER FAY HATLARI DA DEĞERLENDİRİLDİ
Sunumda Kahramanmaraş çevresindeki diğer önemli fay hatlarına da değinildi. Çokak, Savrun, Saimbeyli, Düziçi–İskenderun ve Yumurtalık fay hatlarının deprem üretme potansiyelleri hakkında bilgiler paylaşıldı.
Özellikle Savrun Fay Hattı’nın 7 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip olduğu ifade edildi. Ayrıca Ölü Deniz Fay Zonu üzerinde geçmiş dönemlerde meydana gelen depremler incelenerek Suriye sınırlarında oluşabilecek bir depremin Hatay ve Kahramanmaraş’ı etkileyebileceği belirtildi.
Kop ayrıca Bingöl çevresinde de ciddi düzeyde stres birikimi bulunduğunu ve bu bölgede yaklaşık 7 büyüklüğünde deprem üretebilecek fayların bulunduğunu ifade etti.
BÖLGEDE 10–15 YIL ARTÇI SARSINTILAR OLABİLİR
6 Şubat 2023’te meydana gelen büyük depremlerde çok yüksek miktarda enerjinin açığa çıktığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Alican Kop, bölgede tamamen sükûnet beklemenin doğru olmayacağını söyledi.
Kop yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
“Bu büyük kırılmanın ardından bölgede tamamen sükûnet beklemek doğru değil. Farklı fay segmentlerinde zaman zaman sarsıntılar yaşanabilir. Özellikle 4 ile 4,5 büyüklüğündeki depremler yer kabuğunda biriken enerjinin boşalmasına katkı sağlayan sarsıntılar olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle bölgede önümüzdeki 10 ile 15 yıl boyunca artçı nitelikte sarsıntıların görülmesi olağan bir süreç olarak kabul edilmelidir.”
DEPREM BİLİNCİ VE DOĞRU YAPILAŞMA VURGUSU
Programın sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Dr. Öğr. Üyesi Alican Kop, deprem bilincinin artırılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
Etkinliğin sonunda KSÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak tarafından Dr. Öğr. Üyesi Alican Kop’a plaket ve teşekkür belgesi takdim edildi.
Rektör Mahmut Ak yaptığı değerlendirmede depremin Türkiye’nin değişmez bir gerçeği olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bunun yolu ise yapı kültürünü geliştirmekten geçiyor. Fay hatlarından uzak, sağlam zeminlerin tercih edildiği, yüksek katlı yapılardan kaçınılan bir şehirleşme anlayışını benimsemek durumundayız.”