Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), 1–7 Mart Deprem Haftası kapsamında düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin deprem riskine karşı finansal hazırlığı ve risk azaltım politikalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Türk Reasürans yerleşkesinde gerçekleştirilen toplantıda, deprem riskinin yalnızca fiziksel yıkım değil aynı zamanda ekonomik sistemler açısından da ciddi bir dayanıklılık sınavı olduğu vurgulandı.
Toplantıya T.C. İstanbul Valiliği Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu, DASK Yönetim Kurulu Başkanı Hande Akın, Yönetim Kurulu Üyesi Şenol Şentürk, Türk Reasürans Genel Müdür Vekili Özgür Bülent Koç, Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Uğur Gülen, Türkiye Deprem Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sinan Akkar ve DASK Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik katıldı.
Sigortalılık Bilincinin Önemi Vurgulandı
DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan, Deprem Haftası’nın yalnızca bir takvim hatırlatması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, Türkiye gibi deprem gerçeğiyle yaşayan ülkelerde hazırlık seviyesinin sürekli gözden geçirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
Demirkan, çeyrek asırlık kurumsal deneyime sahip DASK’ın deprem riskine karşı finansal güvence sistemini güçlendirme sorumluluğunu kararlılıkla sürdürdüğünü belirtti. Kurumun 25 yıllık kurumsal hafızasının ve saha tecrübesinin, afet anlarında hızlı müdahale ve operasyonel kapasitenin temelini oluşturduğunu dile getirdi.
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında yaklaşık 630 bin hasar ihbarı alındığını hatırlatan Demirkan, ihbarların ardından ilk 24 saat içinde tazminat ödemelerine başlanmasının sistemin kriz anında etkin şekilde çalıştığını ortaya koyduğunu söyledi.
Türkiye genelinde yaklaşık 12 milyon zorunlu deprem sigortası poliçesi bulunduğunu belirten Demirkan, sigortalılık oranının artmasının afet sonrası toparlanma sürecini doğrudan hızlandırdığını ifade etti.
Yerli Reasürans Kapasitesi Stratejik Öneme Sahip
Türk Reasürans Genel Müdür Vekili Özgür Bülent Koç da 6 Şubat depremlerinin yalnızca fiziksel değil finansal açıdan da büyük bir sınav olduğunu belirtti. Koç, söz konusu süreçte yaklaşık 1,6 milyar dolar tutarında tazminat ödemesi gerçekleştirildiğini söyledi.
DASK’ın 25 yıllık tarihinde yapılan toplam ödeme miktarının yaklaşık 2 milyar dolar seviyesinde olduğunu ifade eden Koç, bunun 1,6 milyar dolarlık kısmının tek bir afet sürecinde gerçekleştiğine dikkat çekti. Bu durumun sistemin finansal dayanıklılığını ve reasürans programının etkinliğini ortaya koyduğunu dile getirdi.
Koç ayrıca küresel ölçekte doğal afet maliyetlerinin hızla arttığını ve iklim değişikliğinin riskleri büyüttüğünü belirterek, ulusal reasürans kapasitesinin güçlendirilmesinin ekonomik istikrar açısından stratejik bir gereklilik olduğunu vurguladı.
Depreme Dayanıklı Tasarım İçin Akademik İş Birliği
Toplantıda ayrıca bu yıl dokuzuncusu düzenlenen DASK Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nın kapsamı ve uluslararası boyutu hakkında da bilgi paylaşıldı.
Yarışma Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik, bu yıl 30 üniversiteden 38 başvuru alındığını ve Kosova, Azerbaycan, Yunanistan ile Romanya’dan üniversitelerin de katılımıyla yarışmanın uluslararası bir platforma dönüştüğünü açıkladı. Final etabına Türkiye’den 21, yurt dışından ise 4 üniversitenin katılmaya hak kazandığı bildirildi.
Deprem güvenliğinin yapı inşaatı sırasında değil, tasarım aşamasında belirlendiğini ifade eden Erdik, bilimsel veriler ve performans esaslı mühendislik yaklaşımlarının can ve mal kaybını önemli ölçüde azaltabileceğini söyledi.
“Güveni Mühendislikte, Gücü Dayanışmada Buluyoruz” temasıyla düzenlenen yarışmanın finali ise 13–15 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul’da Osmanlı Arşivleri’nde gerçekleştirilecek. Yarışmada takımların hazırladığı ölçekli bina modelleri sarsma masasında test edilerek performans kriterlerine göre değerlendirilecek.