Pampal, 6 Şubat'ta yaşanan o kara günü hatırlatarak söze başladı ancak önemli bir düzeltme yaptı. O tarihte Adana'da yaşanan yıkımın ve 500 can kaybının, aslında "komşunun depremi" olduğunu vurguladı. Kahramanmaraş merkezli o felaketin Adana'yı salladığını ancak asıl tehlikenin, şehrin kendi altındaki ve çevresindeki henüz kırılmamış hatlarda saklı olduğunu belirtti. Pampal'a göre asıl sınav şimdi başlıyor.
TARİH TEKERRÜR EDEBİLİR: 1269 DEPREMİNİ UNUTMAYIN
Prof. Dr. Pampal, Adana'nın kuzeydoğu hattını adeta bir "fay kapanı" olarak nitelendirdi. Kozan'dan Feke'ye, Saimbeyli'den Ceyhan ve Osmaniye'ye kadar uzanan coğrafyanın risk altında olduğunu belirten uzman isim, nokta atışı yaparak fay isimlerini tek tek saydı. Akçaluşağı, Bozdoğanuşağı, Gezitdağ ve Yardibi gibi aktif fayların her an uyanabileceğine dikkat çeken Pampal, "Bu hatlar 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip. Tarih kitaplarındaki 1269 yılında yaşanan o büyük yıkım, bize bu coğrafyanın kaderini fısıldıyor" diyerek yetkilileri ve vatandaşları uyardı.

İSTANBUL İÇİN KAÇIŞ YOK
Panelde sadece Güney değil, Türkiye'nin kalbi İstanbul da gündemdeydi. Marmara Denizi'nin altındaki gerilimin artık taşınamaz noktaya geldiğini belirten deneyimli profesör, İstanbul için vaktin daraldığını söyledi. 7'ye yakın büyüklükte bir depremin İstanbul'un kapısında olduğunu vurgulayan Pampal, "Bu fay eninde sonunda kırılacak ve doğa bu süreci tamamlayacak. Hazırlığı buna göre yapmaktan başka çaremiz yok" ifadelerini kullandı.




