Hatay’ın Antakya ilçesinde, down sendromlu 21 yaşındaki Mehmet Doğru, damaklarda iz bırakan bir başarıya imza attı. Doğru, uzun süre müşterisi olduğu künefeci dükkanında 6 ay önce çırak olarak işe başladı ve bu süre içerisinde ustası Müslüm Günal’dan aldığı eğitimle, dünyanın en iyi tatlısı seçilen Antakya künefesini yapmayı öğrendi. Kendine has müşterileri bulunan genç usta, hem mesleki becerisi hem de azmiyle takdir toplamakta.
“Onu Künefe Ustası Yapmaya Karar Verdik”
Mehmet’in başarısının arkasında, 20 yıllık künefe ustası Müslüm Günal’ın rehberliği ve inancı yer almakta. Günal, durumu şu sözlerle anlatmakta: “Mehmet benim hem köylüm hem de sadık müşterimdi. Onun azmini ve hevesini görünce, kendisine bir şans vermek ve onu bu sanatın ustası yapmak istedik. Yaklaşık 6 aydır birlikte çalışıyoruz. Künefe yapmanın inceliklerini çabuk kavradı ve şimdi onun kendine ait müşterileri var. Bu durum bizim için büyük bir gurur kaynağı.” İfadelerini kullanan usta, herkesi Mehmet’in elinden bu özel lezzeti tatmaya davet etmekte.
Dünya Çapında Tanınan Bir Lezzet: Antakya Künefesi
Mehmet Doğru’nun ustalaştığı Antakya künefesi, Hatay’ın gastronomi kimliğinin en değerli parçalarından biri konumunda. 2008 yılında coğrafi işaret alan ve uluslararası gastronomi platformu TasteAtlas tarafından 2025 yılında “dünyanın en iyi tatlısı” seçilen künefe, kadayıf, tuzsuz özel peynir ve tereyağının mükemmel uyumuyla hazırlanmakta. Bu unvan, şehir için olduğu kadar, bu geleneği yaşatan ustalar için de büyük bir motivasyon kaynağı olmakta.
Engelleri Aşan Bir Yetenek
Mehmet’in hikayesi, doğru yönlendirme ve fırsat eşitliği sağlandığında her bireyin potansiyelini ortaya çıkarabileceğinin canlı bir kanıtını oluşturmakta. Onun mutfaktaki becerisi ve özverisi, yalnızca lezzetli tatlılar üretmekle kalmıyor, aynı zamanda toplumsal farkındalık yaratarak diğerleri için de ilham kaynağı oluyor. Hatay’ın zengin mutfak kültürü içinde, Mehmet Doğru’nun başarısı, şehrin misafirperverliği ve kucaklayıcılığının da bir yansıması niteliğinde. Bu öykü, Antakya’nın sadece yemekleriyle değil, insan hikayeleriyle de dünyaya açılan bir pencere olduğunu bir kez daha gözler önüne sermekte.