MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç, yayımladığı "Pazar Analizi" başlıklı değerlendirmesinde Hürmüz Boğazı ile Babülmendep hattında artan jeopolitik gerilimin küresel enerji arzı, deniz ticareti ve Türkiye'nin stratejik konumu üzerindeki etkilerini ele aldı.
Karakoç, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukası ilanının, Yemen merkezli çatışmanın Kızıldeniz ve Babülmendep üzerinden daha geniş bir jeopolitik alana taşındığını belirtti.
Deniz Ticaretinde Riskler Artıyor
Açıklamasında deniz geçitlerinin artık yalnızca ticaret yolları değil, aynı zamanda güvenlik rekabetinin merkezlerinden biri haline geldiğini ifade eden Karakoç, sınırlı saldırılar, mayınlama ihtimali ve füze tehditlerinin dahi ticari taşımacılığı ciddi şekilde etkileyebildiğini kaydetti.
Karakoç, Husilerin oluşturduğu riskin askeri kontrolden ziyade, deniz taşımacılığı ve sigorta sektöründe oluşturduğu belirsizlik üzerinden sonuç ürettiğini değerlendirdi.
Enerji Güvenliği Türkiye İçin Milli Güvenlik Meselesi
Hürmüz Boğazı'nın dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olduğuna dikkat çeken Karakoç, İran'ın asimetrik caydırıcılık stratejisiyle deniz ticaretinin maliyetini artırmayı hedeflediğini ifade etti.
Babülmendep'te oluşan güvenlik riskinin ise Suudi Arabistan'ın alternatif enerji güzergâhlarını da baskı altına aldığını belirten Karakoç, bunun küresel enerji piyasalarına doğrudan yansımaları olacağını söyledi.
Türkiye İçin Stratejik Öneriler Sıraladı
Zuhal Karakoç, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ekonomik dayanıklılığını güçlendirmek amacıyla kaynak ve güzergâh çeşitliliğinin artırılması gerektiğini vurguladı.
Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hatlarının stratejik önemine dikkat çeken Karakoç, Ceyhan'ın depolama, rafinaj, petrokimya ve enerji ticaret merkezi olarak daha da geliştirilmesinin Türkiye'nin kriz dönemlerinde alternatif üretebilen bir enerji aktörü olmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
"Milli Çıkarlar Esas Alınmalı"
Karakoç, stratejik petrol stoklarının artırılması, Türk ticaret filosunun güçlendirilmesi, milli reasürans kapasitesinin geliştirilmesi ve Türk Deniz Kuvvetlerinin kritik deniz hatlarındaki durumsal farkındalığının sürekli güncel tutulmasının önemine işaret etti.
Türkiye'nin dış askeri koalisyonlara otomatik şekilde eklemlenmek yerine milli çıkarlarını esas alan bağımsız bir denge politikası izlemesi gerektiğini belirten Karakoç, Ankara'nın bölge ülkeleriyle diplomatik temaslarını güçlendirerek enerji güvenliği ve deniz ticaretinin korunmasına katkı sunabileceğini ifade etti.