Aile Mahkemesine Başvurdu
Eşinin aşırı cimri davranışları nedeniyle mağdur olduğunu öne süren K.L., evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını belirterek Aile Mahkemesi'nde boşanma davası açtı. Davacı kadın, eşinin evdeki harcamaları sürekli kısıtladığını, temel ihtiyaçların karşılanmasını engellediğini ve yaşam koşullarını zorlaştırdığını ifade etti.
Mahkemeye sunulan dilekçede, eşinin eve misafir kabul etmek istemediği, gıda ve temizlik ürünlerinin alımını gereksiz gördüğü ve müşterek konutun yaşanabilir standartlardan uzak hale geldiği belirtildi.
Hakaret ve Baskı İddiaları Dosyaya Girdi
Davacı kadın, eşinin kendisine sürekli olarak elektrik ve su tüketimi nedeniyle baskı uyguladığını öne sürdü. K.L., "Banyonun ışığını çok yaktın, sifonu neden çektin" gibi gerekçelerle hakarete uğradığını ve zaman zaman evden kovulduğunu iddia etti.
Ayrıca evde bir miktar gıda bulunduğu sürece yeni alışveriş yapılmasına izin verilmediğini, çay demlemesinin dahi engellendiğini belirten kadın, bu durumun psikolojik baskıya dönüştüğünü savundu.
Tazminat ve Nafaka Talebinde Bulundu
Davacı taraf, eşinin evlilik süresince kişisel bakımına da dikkat etmediğini ve kendisini sık sık aldatabileceği yönünde söylemlerde bulunduğunu ileri sürdü.
K.L., evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını belirterek boşanma kararı verilmesini istedi. Ayrıca aylık 1.500 TL yoksulluk nafakası ile birlikte 30 bin TL maddi ve 50 bin TL manevi tazminat talebinde bulundu.

Yargıtay Kararı Emsal Niteliği Taşıyor
Dosyanın üst yargı mercilerine taşınmasının ardından Yargıtay, eşini temel ihtiyaçlardan mahrum bırakan, elektrik ve su kullanımını aşırı şekilde kısıtlayan, hakaret eden ve evden kovan eşin kusurlu olduğuna hükmetti.
Yüksek Mahkeme, "elektrik faturası artacak" gerekçesiyle eşi karanlıkta oturmaya zorlamak, ısınmayı kısıtlamak ve temel gıda ihtiyaçlarını engellemek gibi davranışların evlilik birliğini zedeleyen tutumlar arasında değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.
Karar Kamuoyunda Tartışılıyor
Kararın kamuoyunda farklı görüşlerle karşılandığı belirtilirken, hukukçular söz konusu kararın benzer boşanma davalarında emsal olarak değerlendirilebileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlar, evlilik birliği içerisinde eşlerin temel yaşam ihtiyaçlarının karşılanmasının yasal ve insani bir sorumluluk olduğunu vurgularken, ekonomik tasarruf gerekçesiyle aşırı kısıtlamaların hukuki sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyor.