Bilim dünyası, Marmara Denizi'nde beklenen ve İstanbul başta olmak üzere çevre illeri etkilemesi öngörülen sarsıntıya kilitlenmiş durumda. Uzmanların büyük çoğunluğu 7 ve üzeri büyüklükte bir deprem ihtimali üzerinde dururken, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş'tan farklı bir bakış açısı geldi. Fay hattının kırılma mekaniği ve sarsıntı süresinin binalar üzerindeki etkisini değerlendiren Bektaş, 1999 yılındaki acı tablonun yaşanmayabileceğini savundu. İşte konuya dair tüm ayrıntılar...
'45 SANİYE SALLANMAYABİLİRİZ'
Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Marmara ana fayının tek bir seferde kırılması yerine parçalı olarak kırılması ihtimaline dikkat çekti. Bu durumun sarsıntı süresini kısaltacağını ve yıkım etkisini azaltacağını belirten Bektaş, şu ifadeleri kullandı:
'Depremin ne kadar şiddetli olduğu değil, ne kadar uzun sürdüğü! Eğer, ana Marmara Fayı boydan boya değil de parça parça kırılmaya devam ederse 1999 M7,4 depremi gibi 45 saniye sallanmayız. Kısa süreli sallantıda yeni binalarımızın dayanma şansı çok daha yüksek. Yani bizi korkutan o büyük yıkım senaryosu, sarsıntı süresi kısaldıkça zayıflıyor.'
2018 SONRASI YAPILAR İÇİN UMUT VERİCİ TABLO
Yapı güvenliği konusuna da değinen uzman isim, özellikle son deprem yönetmeliğine göre inşa edilen binaların avantajlı olduğunu vurguladı. Kısa süreli bir şok dalgasında, modern mühendislik hizmeti almış yapıların ayakta kalma şansının arttığını ifade eden Bektaş, sözlerini şöyle noktaladı:
'Üstüne bir de 2018 sonrası sağlam mühendislik eklenince tablo değişiyor. Özetle; depremin süresi kısalır, binalarımız da sağlam olursa 99 acılarını bir daha yaşamayız.'