SAYIN BAŞKAN , DEĞERLİ MİLLETVEKİLLERİ ,
Bugün bu yüce çatı altında sıradan bir yıl dönümünü değil, bir milletin esareti reddeden karakterini anmak üzere söz almış bulunuyorum. Bugün burada, yalnızca bir şehrin kurtuluşunu değil; bir iradenin, bir ruh hâlinin ve bir millet duruşunun yıl dönümünü idrak ediyoruz. Kahramanmaraş’ın Zaferi’nin 106. yılı, bir tarih hatırlatması değil, bir millet beyanıdır.
Kahramanmaraş, işgal karşısında susanların değil, ayağa kalkanların şehridir. “Bu topraklar sahipsiz değildir” diyerek yola çıkanların, silahı yokken imanı olanların, ordu beklemeden istiklal mücadelesine başlayanların şehridir. Maraş’ta yazılan destan, yalnızca askerî bir başarı değildir; o destan, bu topraklarda esarete yer olmadığını ilan eden bir millet iradesidir.

12 Şubat, takvimde sıradan bir gün değildir. 12 Şubat, bir milletin “ben boyun eğmem” diyerek ayağa kalktığı gündür. Bu duruşun adı Sütçü İmam’dır, Rıdvan Hoca’dır, Senem Ayşe’dir. Bu duruşun karşılığı ise her biri ayrı bir yiğitlik timsali olan Maraşlılardır. O gün Maraş’ta yaşanan direniş, haritalara sığmayan bir iradenin eseridir. Çünkü silah azdı ama iman vardı; ordu yoktu ama millet vardı; emir yoktu ama istiklal kararlılığı vardı.
Sütçü İmam’ın attığı ilk kurşun, yalnızca düşmana sıkılmış bir mermi değildir. O kurşun, Türk milletinin esareti reddeden karakterinin ilanıdır. Rıdvan Hoca, kürsüden sadece vaaz vermemiş, “Bayraksız namaz olmaz” diyerek inançla vatanı, imanla bayrağı birbirinden ayırmayan bir şuur inşa etmiştir. İşte Kahramanmaraş’ı kahraman yapan da tam olarak budur: Mücadelenin yanında şuur, silahın yanında dua, toprağın üstünde al bayrak.
DEĞERLİ MİLLETVEKİLLERİ,
O gün Maraş sokaklarında dalgalanan bayrak, bugün de aynı onur ve vakar ile dalgalanmaktadır. Ancak tarih, bu şehri bir kez daha sınamıştır. 6 Şubat’ta yaşanan büyük deprem, yalnızca binaları değil, hafızaları ve yürekleri de sarsmıştır. Kayıplarımız büyük, acımız derindir. Fakat herkes şunu bilmelidir ki Kahramanmaraş eğilmemiştir.
Bu şehir daha önce de yıkımı görmüş, daha önce de küllerinden doğmuştur. Dün işgale direnen irade, bugün enkazın karşısında da dimdik durmaktadır. Kahramanmaraş’ta yükselen her vinç, sadece bir inşaat faaliyeti değil; bir milletin yeniden ayağa kalkma kararlılığının sembolüdür. Bu şehrin insanı bayrağı yere düşürmez, enkazın altında kalsa bile umudunu terk etmez. Çünkü Maraşlı bilir ki bayrak düşerse vatan düşer, irade düşerse millet düşer.
Bu nedenle sorumluluğumuz yalnızca binaları yeniden yapmak değildir. Asıl sorumluluğumuz, Kahramanmaraş’ın tarihine, direnişine ve onuruna yakışır bir geleceği inşa etmektir.

Bu vesileyle, Kahramanmaraş’ın kurtuluşunda can veren tüm istiklal kahramanlarını rahmetle anıyor, 6 Şubat’ta hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Gazi Meclis’ten açıkça ifade ediyoruz: Bu millet teslim olmaz. Bu devlet geri adım atmaz. Bu bayrak yere düşmez.
Kahramanmaraş, dün emperyalist işgale boyun eğmemiştir. Bugün felakete, yarın ise bölünmeye ve teslimiyete asla rıza göstermeyecektir. Türk milleti, acıyı sabra, yıkımı dirilişe, tehdidi ise iradeye dönüştürmesini bilen bir millettir. Kahraman şehrin bir evladı olarak hatırlatıyorum: Evsiz kaldık, eşsiz kaldık, evlatsız, aşsız kaldık ama asla yurtsuz kalmadık.
Al bayrak Kahramanmaraş semalarında dalgalandığı sürece bu vatan bütündür, bu devlet ebed müddettir. Bizim yolumuz istiklali şeref bilenlerin, devleti namus sayanların yoludur. Ne geri dururuz, ne yönümüzü şaşırırız, ne de mücadeleden vazgeçeriz.
Zaferin 106. yılı kutlu olsun.
Lider ülke Türkiye idealine yürüyen irade daim olsun.
Türk milleti var olsun.



