Mall of CHP: Delege Kârhanesi!
Mall of CHP; delege ağalarından satılık ve kiralık makamlar... CHP'deki iç bayramlaşma (hesaplaşma), Olacak O Kadar'ın da ötesinde bir mizah.
Bay K (küçük "k") ve mallar.
Mall of CHP.
Delege ağaları ve CHP...
Fazla söze gerek yok.
Parti içi iktidar savaşı, delege ağalarının işine geliyor.
Seçmen CHP'den de bıktı; aslında kendine yeni bir yol ve yeni bir lider arıyor.
Ecevit gibi mesela...
Seçmen artık ideolojik masallarla karnının doymayacağını, ülkenin ancak akıl, bilim ve liyakatle düzlüğe çıkacağını yaşayarak gördü.
Seçmen belki de tarihinde ilk kez, "Bu partinin amblemi ne?" diye değil, "Bu işi en iyi, en dürüst kim yapar?" diye sormaya başladı.
Şu an için solda böyle bir adres yok!
CHP seçmenini çok zor günler bekliyor.
Muharrem İnce ve Emine Ülker Tarhan; bu iki ismin attığı adımlara dikkatle bakmak gerekli.
Özellikle Emine Ülker Tarhan, tavizsiz Atatürkçülüğü ve siyasi geçmişiyle yeni bir liderlik kapısını aralayabilir.
Siyasette bulunduğu dönem boyunca ne sağdan oy devşirmek için Cumhuriyet'in kurucu değerlerinden taviz verdi ne de parti içi hiziplerin karanlık pazarlıklarına dâhil oldu.
Net, köşeli ve modern bir Atatürkçülük anlayışını temsil etti.
Halkın aradığı "ehliyet" kavramının tam karşılığıdır. YARSAV (Yargıçlar ve Savcılar Birliği) başkanlığı yapmış, Yargıtay üyeliğinden gelen, hukukun üstünlüğünü ve devlet ciddiyetini bilen bir isim.
Meydanlarda boş sloganlar atmak yerine çöken adalet sisteminin nasıl ayağa kaldırılacağını teknik ve hukuki boyutuyla bilen, devlet aklını temsil eden bir figür.
Bugün CHP için konuştuğumuz o "mutlak butlan" sürecini ve eksen kaymasını yıllar önce, tâ 2014'teki Ekmeleddin İhsanoğlu adaylığında görüp en yüksek sesle itiraz eden isim Emine Ülker Tarhan'dı.
O dönemki çıkışı, "ilkelerine bağlı kalma" duruşuydu.
Son dönemde CHP'ye geri döndü ve Özgür Özel'e destek verdi. CHP'nin içinde bulunduğu durumdan dolayı geri geldi.
Süreç nasıl ilerleyecek, bekleyip göreceğiz.
Lakin CHP seçmeni masaya yumruğunu vurmadan bu delege ağaları, parti içinde iktidar olmakla mutlu olmaya devam edecekler.
Kısacası CHP'nin kurtuluşu Ekrem İmamoğlu'nda değil; partinin kendi öz evlatlarında saklı.
Tarhan, akıllara Mecliste yaptığı bir konuşmayla kazındı. AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner'e, "Sen sus, çünkü hukuk bilmiyorsun. Hiçbir şekilde konuşma. Hakkın yok buna. Hiç." demişti.
CHP'nin kendine olan zararından çok, ülke ekonomisine olan zararı devam ediyor.
CHP'nin kendini yemesi bir anlam ifade etmez ama ekonomiye zararı milleti etkiliyor.
Millet, Bay Kemal için içinden gelen her türlü nakaratı söylemeye devam ediyor.
Ne nam kaldı ne şeref...
Mall of CHP; delege ağalarından satılık ve kiralık makamlar...
Belediyeler ve parti il teşkilatları ayrı bir konu, başlı başına bir "kârhane"
Kârhane demişken, Metin Akpınar'ın başrol oyuncusu olduğu "Döngel Kârhanesi" filmi aklıma geldi.
"Bir genelev sahibi olan Bertan Bey, curcunalı iş yerine renk katmak için dışarıdan kızlar getirir. Ama yasal olmayan yollardan gelen bu Rus hanımlar aniden ortadan kaybolur. Bütün işletme ailesini bir panik alır. Zira Rus mafyası borçlarını almak için her an kapıyı çalmak üzeredir. Ama ortada ne para vardır, ne de kızlar. Tek çare vardır: Bankadan kredi alarak borcu ödemek. Mafya belasından bu şekilde kurtulurlar ama sırada bankanın ödeme günü vardır. Borç ödenemez ve genelevin sahibi banka oluverir. Bertan ve çalışanları derin bir sükûnete gömülür. Sessizlik Ankara'dan gelen şok bir haberle bozulacaktır. Bu kez de banka el değiştirmiştir. Devletin el koyduğu bankanın elinde olan iş yerlerinden bazıları satışa çıkarılır. Bunların en başında da Döngel vardır. Ama işletmenin daha fazla kâr etmesi ve bütün borçlarını kapatması gerekmektedir."
Fazla söze gerek kalmadı sanırım...
Aklınıza mukayyet olabileceğiniz günler dilerim...