İklim değiikliğinin Türkiye üzerindeki etkileri giderek belirginleşirken, uzmanlar olası kuraklık senaryolarına karşı uyarılarını sürdürüyor. Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Başıbüyük, Güney Kore'de yapılan ve Adana ile Mersin'in 2030, İstanbul ile Diyarbakır'ın ise 2050 yılına kadar "Sıfır Günü" kuraklığı riskiyle karşı karşıya olduğunu öngören araştırmayı değerlendirdi. Başıbüyük, meteorolojik verilerin her geçen sene kötüleştiğine dikkat çekti.
Meteorolojik Veriler Endişe Verici
Prof. Dr. Başıbüyük, mevcut durumun vatandaşlar tarafından da gözlemlenebileceğini ifade ederek, "Vatandaşlarımız son 10-20 yılda hatırladıkları derelere, çaylara, akarsulara bakıp artık hiçbirinin akmadığını gözlemleyebilirler. Dağlarda çıkan pınarlar artık yok" dedi. Bu durumun temel nedenlerini yetersiz kar yağışı ve artan hava sıcaklıkları olarak gösterdi. Kar yağışı olsa bile ardından gelen sıcak hava dalgalarının, kar sularının yer altı sularını beslemesine imkan tanımadığını vurguladı.
Gelecek Senaryolarına Hazırlık Zorunluluğu
"Gelecek yılların geçmiş yıllara oranla daha kurak geçeceğini" belirten Başıbüyük, "Bu sene 'Kara kış' geçecek yorumları yapılıyor ancak gelecek senelerde durum daha kötü olacak. Çünkü meteorolojik veriler her sene, bir önceki seneye oranla daha kötüye gittiğini görüyoruz" şeklinde konuştu. Uzman, karşılaşılması muhtemel kuraklık ve diğer iklim senaryolarına karşı önceden hazırlıklı olunması gerektiğinin altını çizdi.
İş Güvenliği Açısından Sıcak Hava Uyarısı
Prof. Dr. Başıbüyük, özellikle Adana gibi yüksek sıcaklık ve nem oranına sahip illerde çalışanlar için ciddi uyarılarda bulundu. Hissedilen sıcaklığın 60 dereceyi aştığı durumlarda tarla ve inşaat gibi açık hava işlerinde çalışmanın büyük risk oluşturduğunu belirtti. "Sıcak hava dalgası en fazla can kaybına neden olan meteorolojik afetlerin başında geliyor" diyerek, işverenlerin ve yetkililerin bu konuda gerekli önlemleri alması gerektiğini sözlerine ekledi. Uzmanlar, su yönetimi politikalarının acilen gözden geçirilmesi ve tarımsal sulama yöntemlerinin iyileştirilmesi gerektiğini ifade etmekte.




