ABD ile Venezuela arasındaki tansiyon son dönemde yeniden yükseldi. Washington yönetimi, Caracas üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla ekonomik yaptırımları sertleştirirken, Karayipler’deki askeri hareketlilik de dikkat çekti. Bu gelişmeler kamuoyunda “Venezuela NATO üyesi mi?”, “Venezuela askeri gücü kaçıncı sırada?” ve “ABD mi daha güçlü, Venezuela mı?” sorularını öne çıkardı.
Venezuela NATO Üyesi mi?
Venezuela, NATO üyesi değildir. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, yalnızca Kuzey Atlantik bölgesindeki ülkeleri kapsayan bir savunma ittifakı niteliği taşır. Latin Amerika ülkeleri bu yapının dışında kalır. NATO’nun mevcut 32 üyesi arasında Avrupa ülkeleri ile ABD ve Kanada yer alır; Venezuela bu listenin hiçbir döneminde parçası olmadı.
Venezuela Askeri Gücü Kaçıncı Sırada?
2025 yılı küresel askeri güç endekslerine göre Venezuela, 145 ülke arasında yaklaşık 50. sırada bulunur. Kara, hava ve deniz kuvvetlerinden oluşan düzenli bir ordu yapısına sahip olan ülke, personel sayısı açısından bölgesinde belirli bir kapasite sergiler. Ancak modern savunma teknolojileri, hava gücü ve deniz kuvvetleri bakımından küresel ölçekteki büyük askeri güçlerin gerisinde kalır.
ABD ile Venezuela Arasında Askeri Denge
ABD, 2025 verilerine göre dünyanın en güçlü ordusu konumundadır. Hava kuvvetlerinde 13 binden fazla uçak ve yaklaşık 1.800 savaş uçağı bulunan ABD, bu alanda Venezuela’ya açık ara üstünlük sağlar. Venezuela’nın toplam uçak sayısı 230 civarında, savaş uçağı sayısı ise 30 seviyesindedir.
Kara kuvvetlerinde de benzer bir tablo ortaya çıkar. ABD envanterinde 4.600’den fazla tank ve yüz binlerce zırhlı araç yer alırken, Venezuela’nın tank sayısı 200’ün altında kalır. Deniz gücünde ise fark daha da belirgindir. ABD’nin 11 uçak gemisi ve onlarca denizaltısı bulunurken, Venezuela’nın uçak gemisi yoktur ve denizaltı kapasitesi oldukça sınırlıdır.
Gerilim Neden Önemli?
Uzmanlara göre ABD ile Venezuela arasındaki askeri güç farkı tartışmasız biçimde ABD lehinedir. Bu nedenle yaşanan gerilim, doğrudan askeri bir çatışmadan ziyade ekonomik yaptırımlar, diplomatik baskılar ve bölgesel askeri hamleler üzerinden şekillenir. NATO üyeliği ve askeri sıralama soruları ise bu sürecin kamuoyundaki yansımaları olarak öne çıkar.