Yaptığı son açıklamalar, bilim dünyasında yeni bir polemiğin fitilini ateşleyecek cinsten. Üşümezsoy, 1999 yılından bu yana dillerden düşmeyen 'Büyük İstanbul Depremi' söyleminin arkasında başka niyetler arıyor. İddiasına göre, bu felaket senaryoları uluslararası fonlardan kaynak sağlamak amacıyla canlı tutuluyor. 'Büyük deprem olacak' korkusuyla gelen paraların ise deprem hazırlığı için doğru yerlere harcanmadığını savunuyor.
7 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM BEKLEMİYOR
Üşümezsoy, Kuzey Marmara fay hattı üzerindeki genel kanıyı reddediyor. Yaygın görüşün aksine, İstanbul'u bekleyen tehlikenin 7 ve üzeri büyüklüğünde bir afet olmadığını belirtiyor. Onun projeksiyonuna göre maksimum büyüklük 6.5 seviyesinde kalacak. Bu tezini de Marmara tabanındaki enerji birikiminin yetersizliğine dayandırıyor. Adalar hattının 'ölü' olduğunu, asıl hareketliliğin batıda, yani Silivri açıklarında olduğunu vurguluyor.

YANLIŞ MODELLEME YAPILIYOR
Bilimsel sorumluluğa dikkat çeken Üşümezsoy, mühendislik ile jeolojinin görev alanlarının karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Sağlam bina yapmak mühendislerin işi ancak fayı doğru analiz etmek bilim insanının görevi. Yanlış fay haritaları ve abartılı senaryolar üzerinden politika üretmenin hatalı olduğunu savunan Üşümezsoy, Kumburgaz sırtlarındaki riskin göz ardı edilmemesi gerektiğini, ancak abartılmaması da gerektiğini ifade etti.




