Türkiye’den küresel pazarlara açılmayı planlayan şirketlere önemli uyarılarda bulunan Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, yalnızca ürünleri bir pazaryerine yüklemenin veya internet sitesini yabancı dile çevirmenin e-ihracat için yeterli olmadığını söyledi. Çiğdemli, kalıcı başarı için hedef pazara uygun iş modelinin kurulması gerektiğini vurguladı.

Çiğdemli, değerlendirmelerini 3-5 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen İstanbul Küresel E-İhracat Zirvesi’nde yaptı. Ticaret Bakanlığı himayesinde, Türkiye İhracatçılar Meclisi organizasyonunda ve Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği iş birliğinde düzenlenen zirve, 50’den fazla küresel pazaryeri ile Türk üretici ve ihracatçıları buluşturdu. Etkinliğin ilk günü ikili iş görüşmelerine ayrılırken diğer günlerde dijital ticaretin geleceği ele alındı.
Teknolojiden Önce Hedef Pazar Belirlenmeli
TOBB E-Ticaret Meclis Üyesi de olan Çiğdemli, şirketlerin yaptığı temel hatalardan birinin iş modelini oluşturmadan teknoloji seçmek olduğunu belirtti. Türkiye’de başarılı olan bir satış modelinin farklı ülkelerde aynı sonucu vermeyebileceğine işaret eden Çiğdemli, her pazarın kendine özgü tüketici alışkanlıkları bulunduğunu kaydetti.
Almanya’daki müşterilerin teslimat süresi ve iade konusundaki beklentileri ile Körfez ülkelerindeki tüketicilerin ödeme alışkanlıklarının farklılaşabileceğini anlatan Çiğdemli, şirketlerin bu koşulları incelemeden yapacağı teknoloji yatırımlarının beklenen karşılığı vermeyebileceğini dile getirdi.
E-İhracat Planında Beş Temel Başlık
Çiğdemli’ye göre şirketlerin e-ihracata başlamadan önce satış yapılacak ülkeyi, hedef müşteri kitlesini, ödeme yöntemini, teslimat süresini ve iade sistemini netleştirmesi gerekiyor.
Bu beş başlığa verilecek yanıtların teknoloji tercihine de yön vereceğini belirten Çiğdemli, şirketlerin önce ticari modeli kurması, ardından bu yapıyı destekleyecek altyapıya yönelmesi gerektiğini ifade etti. İnternet sitesine yabancı dil ve döviz seçeneği eklenmesinin tek başına uluslararası satış hazırlığının tamamlandığı anlamına gelmediğini söyledi.
Altyapı Seçiminde Gelecek Hedefi Öne Çıkıyor
Şirketlerin teknoloji altyapısını yalnızca mevcut ihtiyaçlarına göre belirlememesi gerektiğini kaydeden Çiğdemli, üç veya beş yıl sonraki büyüklüğün de hesaba katılmasını önerdi. İşletmelerin ulaşmak istedikleri ölçekteki şirketlerin kullandığı sistemleri inceleyebileceğini belirten Çiğdemli, özellik sayısından çok bu özelliklerin gerçek operasyonlarda sağladığı katkıya bakılması gerektiğini aktardı.
Teknoloji maliyetlerinin de büyüme planına dâhil edilmesi gerektiğini söyleyen Çiğdemli, şirketin toplam satış hacmi arttıkça teknoloji giderlerinin yükselmesinin doğal olduğunu, ancak satış başına düşen birim maliyetin azalması gerektiğini vurguladı.
Yeni Pazarlarda Operasyon Karmaşıklaşıyor
Çiğdemli, tek bir ülkeye satış yapmanın yönetilebilir olduğunu ancak ikinci ve üçüncü pazara geçildiğinde operasyonun daha karmaşık hâle geldiğini belirtti. Her yeni ülkenin farklı ödeme sistemi, lojistik ağı, depo modeli, tüketici kültürü ve iade düzeni anlamına geldiğini ifade etti.
Amerika Birleşik Devletleri’nde pazaryeri depolarıyla entegrasyon kurulması gerekebileceğini, Fransa gibi pazarlarda ise yerel ödeme alışkanlıklarına uyum sağlanmasının önem taşıdığını anlatan Çiğdemli, çok ülkeli e-ihracatın teknik açıdan kapsamlı bir planlama gerektirdiğini söyledi.
Altyapı Değişikliğini Gösteren Üç Sinyal
Mevcut e-ticaret altyapısının büyümeye yetişemediğini gösteren üç temel işaret bulunduğunu belirten Çiğdemli, bunları operasyon için sürekli daha fazla çalışana ihtiyaç duyulması, gerekli özelleştirmelerin yapılamaması ve dönüşüm oranlarının artmaması olarak sıraladı.
Altyapı sağlayıcısının yeni ihtiyaçlara yanıt verememesi durumunda sistem değişikliğinin değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Çiğdemli, işletmenin büyüme hızına uyum sağlayan ve ihtiyaçlara çözüm üreten altyapıların ise korunabileceğini ifade etti.
Kontrollü Denemelerle Yeni Pazarlara Açılma Çağrısı
E-ihracatta doğru iş modeli ve teknolojinin yanı sıra cesaretin de belirleyici olduğunu dile getiren Çiğdemli, şirketlere yüksek bütçeler harcamadan küçük ölçekli denemeler yapmalarını önerdi. Fizibilite çalışması yapılmadan ve ürünün kârlılığı hesaplanmadan atılacak adımların başarısızlık riskini artırabileceğini söyledi.
“Kazanan şirket, denemiş olan şirkettir” mesajını veren Çiğdemli, firmaların farklı satış ve pazarlama stratejilerini test ederek sonuçları ölçmesi gerektiğini belirtti. Çiğdemli, başarısız bir denemeden düşük maliyetle geri dönmenin mümkün olduğunu ancak hiç adım atmamanın şirketleri küresel fırsatların dışında bırakabileceğini kaydetti.