Türkiye'nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek 36. NATO Liderler Zirvesi öncesinde gözler liderlerin yapacağı kritik temaslara çevrildi. Zirve öncesinde değerlendirmelerde bulunan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Cantürk Caner, Türkiye açısından sürecin önemli bir diplomatik eşik olacağını ancak kronik sorunlarda kısa vadede köklü çözümler beklenmemesi gerektiğini ifade etti.
Caner, özellikle ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşmesi beklenen görüşmenin dikkatle takip edildiğini belirterek, CAATSA yaptırımları, F-35 programı ve Suriye'deki PKK/YPG konusu gibi başlıklarda "kontrollü yumuşama" ihtimalinin öne çıktığını söyledi.

Uzman değerlendirmesine göre, ABD'deki karar alma mekanizmasının yalnızca liderlerden oluşmadığını vurgulayan Caner, Kongre, Pentagon ve dış politika bürokrasisinin de sürecin önemli aktörleri olduğuna dikkat çekti. Bu nedenle iki lider arasındaki görüşmenin tek başına tüm sorunları çözmesinin gerçekçi olmadığını ifade etti.
KAAN Milli Muharip Uçağı projesine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Caner, erken üretim sürecinde ABD menşeli F110 motorlarının kullanılmasının geçici bir çözüm olabileceğini belirtti. Ancak Türkiye'nin uzun vadeli hedefinin yerli TF35000 motoruyla tam bağımsız üretime ulaşmak olduğunu kaydetti.
F-35 programına dönüş ihtimalinin mevcut şartlarda düşük olduğunu dile getiren Caner, buna karşın KAAN motoru ve F-16 modernizasyonu gibi teknik başlıklarda iş birliğinin artırılabileceğini söyledi. Bu yaklaşımın iki ülke arasındaki ilişkilerde tansiyonu düşürebilecek ara formüllerden biri olabileceğini ifade etti.

Suriye'de PKK/YPG konusunda ise ABD'nin mevcut politikasında kısa vadede köklü bir değişiklik beklemediğini belirten Caner, zirvede tarafların ortak mekanizmalar ve koordinasyon konularını öne çıkarabileceğini ancak mevcut güvenlik yaklaşımının tamamen değişmesinin zor göründüğünü değerlendirdi.
NATO'nun yeni dönemde yalnızca askeri caydırıcılık değil, aynı zamanda savunma sanayii üretimi ekseninde şekillendiğini belirten Caner, Türkiye'nin KAAN, Bayraktar platformları, Akıncı, Kızılelma, HÜRJET, ATAK ve TCG Anadolu gibi projelerle ittifak içerisinde üretici askeri güç konumunu güçlendirdiğini söyledi.
Caner, zirvenin ardından Türkiye'nin NATO içindeki stratejik konumunun daha da görünür hale geleceğini belirterek, Ankara'nın sadece güvenlik tüketen değil, güvenlik üreten ve bölgesel dengelerde belirleyici rol üstlenen ülkeler arasında yer aldığını ifade etti. Buna rağmen CAATSA yaptırımları ve F-35 dosyasında kısa vadede kesin çözümler beklenmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.