Prof. Dr. Mehmet Şahin, Habertürk ekranlarında yayınlanan Açık ve Net programında, dış müdahaleyle İran’da olası bir yönetim değişikliğinin bölgesel ve küresel etkilerini değerlendirdi. Şahin, İran’ın mevcut konjonktürde yalnızca nükleer programı nedeniyle değil, çok daha geniş bir çerçevede baskı altında tutulduğunu ifade etti.
Canlı yayında konuşan Şahin, şu ifadelere yer verdi: " Ben İran’ı rahat bırakmayacaklarını rahatlıkla söyleyebilirim. İran’ı rahat bırakmayacaklar. Yani şunu söylüyorum, iki aktör var şu anda. Bir, İran’ın içindeki hareket eden aktörler. Burada lidersiz sokak hareketi olarak tanımlayacağımız bugünkü gösterileri kastediyorum.
Bu lidersiz lideri özellikle vurguluyorum. Bunların İran’daki beklentisiyle Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail Ali Ekseni’ndeki İran’dan beklentisi aynı şeyler değil. Niye İran’ı rahat bırakmayacaklar?
Açıkça söylemek gerekirse, biraz önce Mehmet Hoca birkaç cümlede söyledi. Şunun için rahat bırakmayacaklar. 2015 yılındaki anlaşmaya baktığınız zaman, sadece orada İran’ın, Amerika açısından, İran’ın sadece nükleer programı sorun gibi gözüküyor ve o çerçevede biliyorsunuz bir anlaşma yaptılar. Ama geldiğimiz nokta itibarıyla, yani bugün itibarıyla, sadece İran’ın nükleer programı Amerika için sorun değil. Aynı zamanda füze programı da sorun. Aynı zamanda enerji kaynakları da sorun.
Şimdi onu da açık açık dillendirecekler. Bu zaten yavaş yavaş gelmeye başladı biliyorsunuz. Onun için sadece yarın İranlılar bu diplomasiyi iyi yürütürler, “Biz masaya girelim, arka kapı diplomasisi” bunlarda güçlüdür bir araya gelelim, “Biz nükleer program konusunda 2015 yılındaki yapılan şeyden geri adım atalım” deseler bile ben Trump’ın tatmin olacağını düşünmüyorum.
Bu temenni değil. Bu benim tespitim. Niye tatmin olacağını düşünmüyorum? Çünkü artık yavaş yavaş, özellikle 12 günlük savaşta, füze programının İsrail üzerinden ne kadar etkili olduğunu gördüler. En az nükleer program kadar. Füze programı üzerinde yoğun bir baskı oluşturacaklar. Bu da yetmeyecek. İran’ın yetmiş dokuzdan bugüne durmuş olduğu küresel ve bölgesel duruşundan Amerika’nın rahatsız olduğunu görüyoruz.
Bölgesel duruşundaki kolunu bacağını kırdılar. İşte Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle, işte Fahrizade, daha sonra generallerin hem Irak’ta hem Suriye’de öldürülmesi, büyükelçiliğin bombalanması… Unutmayalım. Yani Şam’da büyükelçiliği bombaladılar. Bir anlamda bölgede İran’ı içeri hapsettiler. Şimdi İran’ın zorluğu şu: Trump’a “dur” diyecek bir mekanizma yok. Yani uluslararası alanda da baktığınız zaman bunu görebiliyorsunuz.
Yani uluslararası konuşma evlendi, hiçbir gerek yoktur diye düşünüyorum, çünkü "bizi bağlamaz” diye hareket eden bir güçten bahsediyoruz. “Benim uluslararası hukuk diye bir derdim yok. Ben ahlaken uygun olanı yaparım” dedi. “Benim ahlakım, benim pusulam.
Evet, İran’ın zorluğu şu: Amerika Birleşik Devletleri İran’ı artık doğrudan hedef alıyor. Geçmişten bugüne, özellikle bölgeye baktığımızda, Amerika’nın bölgedeki müdahalelerine baktığımızda, ülke canlı ve maliyet ödetebilecek bir düzeyde ise sabrediyor.
Ya içeriden hareketlerle ya da dışarıdan müdahalelerle o ülkeyi ilk önce bir yıpratıyor, yumuşatıyor da cümlesini de kullanabilirsiniz. Bunu Suriye’de de görebilirsiniz, Irak’ta da, Afganistan’da da bu örnekleri çok. Şimdi öyle bir noktaya geldik ki, İran’ın “stratejik sabır” diye sık sık yazıyorlardı, bunu bitirdiler. İran’ın kalbine yönelik, kendi toprağına taşıdılar konuyu. Bu mevcut İran yönetimi bu işin üstesinden gelecek mi, gelmeyecek mi onu göreceğiz.
Eskiden İran hem içeriden aldığı güç tartışılır, bunu göreceli diyorum hem de bölgedeki uzantılarını kullanarak diplomatik masada belli manevralar yapabiliyor idi. Peki bu güç kaybıyla, hem içerideki hem bölgedeki güç kaybı ile birlikte, uluslararası sistemi de bunu ekleyebilirsiniz; çünkü müttefik diye görünen devletlerin de farkındaysanız sesini çıkarmadığını görüyorsunuz." dedi.