Bilindiği üzere ülkemiz, Kahramanmaraş merkezli 06.02.2023 günü 7.7. ve 7.6'lık art arda iki depremle “asrın felaketi”ni yaşamıştır. Hayat biraz normale döndükten sonra, hasar gören evlere bakınca; depremzedelerin aklına, acaba evimin hasar durumu nedir, yıkılacak mı kalacak mı soruları gelmeye başlamıştır.

 Bilindiği üzere ülkemiz, Kahramanmaraş merkezli 06.02.2023 günü 7.7. ve 7.6. lık ardarda iki depremle “asrın felaketi”ni yaşamıştır. Hayat biraz normale döndükten sonra, hasar gören evlere bakınca; depremzedelerin aklına, acaba evimin hasar durumu nedir, yıkılacak mı kalacak mı soruları gelmeye başlamıştır. 

***

Binalar (Yapılar) hasarın boyutuna göre, Yıkık/Acil Yıktırılacak/Ağır Hasarlı/Orta Hasarlı/Az Hasarlı/Hasarsız olmak üzere 6 farklı hasar derecesi ile sınıflandırılmaktadır. Ağır hasarlı binalar, itirazsız ya da itiraz üzerine hasar tespit süreci ağır hasarlı olarak sona ererse yıktırılmakta, az hasarlı binaların ise tadilat ile hasarları giderilmekte ve DASK’tan teminat limitinin %15-20 i arasında otomatikman veyahut da ekspertiz raporuna göre keşif usulü sigorta ödemesi yapılmaktadır. Ağır hasarlı konut sahipleri ise, afet (deprem) konutları için hak sahipliği koşulları oluştuğunda konut sahibi olabilmektedir. Dolayısıyla yıkılan/yıktırılan veya tadilattan geçirilen veyahut da hasarsız olan binalar haricinde, en çok merak edilen orta hasarlı binaların durumu olmuştur.

***

 Orta hasarlı binalar, yapı elemanlarında (kolon gibi) hasarın olduğu; ancak bina kullanımını doğrudan etkilemeyen, fakat deprem anında risk oluşturabilecek binalar anlamına gelmektedir. Bu nedenle orta hasarlı binaların, güçlendirme yapılmadan, kullanılmasına izin verilmemektedir.

***

Orta hasarlı bina sahiplerine, 7269 Sayılı kısaca Afet Yasası kapsamında güçlendirme kredisi verilmektedir. Bu kapsamda AFAD orta hasarlı olarak tespit edilmiş binadaki her bir konut için 180.000 TL, orta hasarlı ahır için 120.000TL kredi vermektedir. Bu kredi ile binanın güçlendirmesi yaptırılmaktadır. Kredi rakamları her yıl yeniden belirlenmekte olup, bu rakamlar 2023 yılı için belirlenen rakamlardır. Orta hasarlı konut ve ahır için verilen güçlendirme kredisi, son kredi diliminin hak sahibine ödendiği tarihten itibaren, ilk 2 yılı geri ödemesiz olmak üzere, sonraki 8 yılda yıllık eşit taksitlerle, faizsiz geri ödenmektedir. 

***

Orta hasarlı binasını güçlendirmek isteyenler; 29.12.2023 tarihine kadar (süre uzatımı gelmezse yada yeni bir hak verilmezse) güçlendirme ruhsatı verme yetkisine sahip idarelere (Belediye ya da İl Özel İdaresi) yazılı başvuru yapmış olması gerekmektedir. Güçlendirme yapmak için başvuru yapacak olanların, başvuru yapabilmek için bütün kat maliklerinin beşte dördünün rızasını (apartman karar defteri veya noter oyna belge) almış olması gerekmektedir. Belediye veya Özel İdareler güçlendirmek için başvuru yapanların ruhsat işlemlerini 05.04.2023 tarihine kadar tamamlamış olacaktır. Ruhsat alamayanların AFAD hak sahipliği devam ediyor olacak, konut teslimi için kuraya dahil edilebileceklerdir. Ruhsat alanlar için 1 yıllık güçlendirme süreci, ruhsat alma tarihinden itibaren başlamış olacaktır. Ruhsat aldığı halde 1 yıl içinde güçlendirme yapmayanların binaları ağır hasarlı gibi işlem görüp yıkılacak, varsa AFAD hak sahiplikleri düşecek, konut teslim edilmeyecektir. Afetzedelerden binalarını 1 sene içerisinde güçlendirmeleri gerekmektedir (Kaynak: www.afad.gov.tr).

***

Hal böyle iken devlet tarafından depremin yıldönümünde, yani 6 Şubat 2024 tarihinde TOKİ deprem konutlarının ilk teslimatının yapılması planlanmaktadır.  Ancak orta hasarlı binaların idari süreci dahi tamamlanmamış durumdadır. Mahkemelerin orta hasarlılar ile ilgili hukuki tasarrufta bulunmadığını da söylemek gerekir. Dolayısıyla idari sürecin sonlandırılması gerekmektedir. Depremin şoku biraz atlatıldıktan sonra, orta hasarlı binalar ile ilgili çok fazla söylenti ortaya çıkmış; orta hasarlı yapıların da hasar derecesine bakılmaksızın ağır hasarlı sınıfına sokulacağı iddia edilmiştir. Dolayısıyla yaşanan belirsizlik deprem nedeniyle mağdur olan hak sahiplerini ikinci kez mağdur etmiş ve üzerlerinde ayrı bir stres yaşatmıştır. Bu noktada devlete idare olarak büyük bir mesuliyet düştüğü ve yaşanan deprem de çok büyük ve şiddetli bir deprem olduğu için, “belirsizlik” olarak adlandırılan süreci “ihtiyatlı yaklaşım” olarak nitelendirilmek de mümkündür. Çünkü büyük depremden sonra irili ufaklı çok sayıda artçı deprem olmuş ve olmaya da devam etmektedir. 

***

Belirsizlik yaratan bir diğer durum da uygun olmayan alan ilan edilen yerlerdir. Bu noktada iddialardan bir tanesi; uygun olmayan alanlarla ilgili dayanak raporun yeni olmadığı, deprem öncesine dayandığı ile ilgilidir. Rapor neticesinde şehrimizin uygun olmayan alanlar bakımından mikro bölgelere ayrılarak bu bölgelerde yaşayıp da özellikle yerinde dönüşüme istekli olan insanların mağdur edildiği iddia edilmektedir. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bu alanların başında şehir merkezi olarak tabir edilen Çarşı, Büyükşehir Belediyesi, Piazza AVM, Kayseri Yolu, Boğaziçi konutları ve diğer bölgeler gelmektedir. İddialara göre depremi hasarsız/az hasarlı atlatan yerler dahi uygun olmayan alan olarak raporlanmıştır. Bu noktada söz konusu rapor ve imar alanı çalışmalarına çok ciddi itirazlar yükselmekte ve hatta vatandaşlar tarafından protestolar düzenlenmektedir. Mülkiyet ve konut hakkı Anayasal haklar olup, yargı kararlarında da çokça vurgulanmaktadır. Danıştay, AYM ve AİHM’in hak ihlalleri kararları üzerine bireylerin barınma hakkına, mülkiyet ve konut dokunulmazlığına oldukça dikkat etmekte ve ölçüsüz sınırlandırmalara dur denmektedir. O nedenle yukarıda dile getirilen belirsizliklerin bir an önce netliğe kavuşturulması ve sosyal dengeyi gözeten adil çözümlerin üretilmesi ve yeniden yapılacak depreme yönelik imar alanı çalışmalarında hâsıl olan tereddüt ve şüphelerin; şeffaf ve hesap verilebilir yönetimle giderilmesi zaruret arz etmektedir. 

***

Bu haftaki yazımı, Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun şu sözüyle noktalıyorum:

***

“İnancınızı, ümidinizi ve hayâllerinizi asla kaybetmeyin!”