27 Mart Dünya Tedaviye Uyum Günü kapsamında Kahramanmaraş’ta düzenlenen etkinlikte, kronik hastalıklarla mücadelede tedaviye uyumun önemi bir kez daha gündeme taşındı. Uzmanlar, özellikle hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi yaygın hastalıklarda tedavi sürecine bağlılığın artırılmasının hayati sonuçlar doğurduğunu vurguladı.
KİGEM Kadın İşgücünü Geliştirme Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte hasta, hasta yakınları ve sağlık profesyonelleri bir araya geldi. Katılımcıların tansiyon ölçümleriyle başlayan programda, kronik hastalıkların Türkiye’deki yaygınlığı ve tedavi süreçlerindeki aksaklıklar ele alındı.

Türkiye’de Kronik Hastalık Yükü Yüksek
Uzmanlara göre Türkiye’de kronik hastalık oranları oldukça yüksek. Erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 31’inde hipertansiyon, yüzde 16’sında ise diyabet görülüyor. Ancak bu hastalıkların kontrol altına alınma oranı yüzde 30-40 seviyelerinde kalıyor. Tedaviye uyum oranı ise yalnızca yüzde 36 civarında.
Tedaviye Uyum Hayat Kurtarıyor
Yetkililer, tedaviye düzenli uyum sağlanması halinde ölüm oranlarında yaklaşık yüzde 21, komplikasyonlarda ise yüzde 30 ila 50 arasında azalma sağlanabileceğine dikkat çekiyor. Bu doğrultuda belirlenen hedef, 2030 yılına kadar tedavi başarısını yüzde 50 seviyesine çıkarmak.
Metabolik Hastalıklar Birbirini Tetikliyor
Kronik hastalıkların birbiriyle bağlantılı olduğuna dikkat çeken uzmanlar, özellikle obezite, diyabet ve hipertansiyonun birlikte ilerleyerek kalp, böbrek ve damar hastalıklarına zemin hazırladığını belirtiyor. Bu hastalıkların kontrol altına alınmaması durumunda erken ölüm riskinin ciddi şekilde arttığı ifade ediliyor.
50 Yaş Sonrası Risk Katlanıyor
Araştırmalar, 50 yaş sonrası bireylerin büyük çoğunluğunda bu hastalıklardan en az birinin görüldüğünü ortaya koyarken, Türkiye’de obezite oranının yüzde 36-40 seviyelerinde olması dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu tablo, yaşam süresinin gelişmiş ülkelere kıyasla daha kısa olmasının nedenlerinden biri.
Hipertansiyon Hafife Alınıyor
Toplumda hipertansiyonun yeterince ciddiye alınmadığını belirten uzmanlar, düzenli ilaç kullanımının ihmal edilmesinin ciddi sonuçlar doğurduğunu vurguluyor. Oysa Türkiye’de ilaca erişim konusunda önemli bir sorun bulunmamasına rağmen, tedavi sürekliliği sağlanamıyor.

Yaşam Tarzı Değişikliği Şart
Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının erken yaşta kazanılmasının önemine değinen uzmanlar, hastalık geliştikten sonra ilaç tedavisinin kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor. Özellikle tuz tüketiminin azaltılması ve düzenli tansiyon kontrolü, hastalıkların önlenmesi ve yönetiminde kritik rol oynuyor.
Yaşla Birlikte Risk Artıyor
Verilere göre hipertansiyon görülme sıklığı yaşla birlikte artıyor. 30 yaş grubunda yüzde 30 olan oran, 70 yaşına gelindiğinde yüzde 70’e kadar yükseliyor. Uzmanlar, kan basıncının 130/80 mmHg’nin altında tutulmasının kalp krizi ve inme riskini önemli ölçüde azalttığını belirtiyor.
Tedaviyi Yarım Bırakma Sorunu
Dünya genelinde her iki hastadan birinin tedaviye uyum göstermediği bilinirken, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 1.3 milyar kişi hipertansiyon, 800 milyondan fazla kişi ise diyabetle yaşıyor. Türkiye’de ise hipertansiyon hastalarının yarısı, tedaviye başladıktan sonraki ilk iki yıl içinde süreci yarıda bırakıyor.
Hedef: 2030’da Yüzde 50 Başarı
Bu tabloyu değiştirmek amacıyla hayata geçirilen “Türkiye 2030’da yüzde 50” projesi, çok sayıda uzmanlık ve hasta derneğinin iş birliğiyle yürütülüyor. Proje, kronik hastalıklarda tedaviye uyumu artırarak hem bireysel sağlık sonuçlarını iyileştirmeyi hem de sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltmayı hedefliyor.