Cennet şehri cehenneme çevirdiler… Kahramanmaraş’ın en güzel yeri…
Maviyle yeşilin buluştuğu, turizmle, yaşamla, doğayla Türkiye’ye örnek olabilecek o eşsiz alan…
Ne hale getirildi biliyor musunuz?
Fabrika yaptık. Sonra da barajların kirliliğini konuşuyoruz. Sanayi elbette olacak. Üretim olacak. İstihdam olacak. Ama akıl da olacak.
Sonra dönüp tüm bunları yıllarca bize “vizyon”, “kalkınma”, “başarı” diye anlattılar.
Dünyanın hangi aklı başında şehrinde; göl manzaralı, villa kent olacak, turizm merkezi olacak, insanların nefes alacağı alanların dibine bu kadar yoğun sanayi kurulur?
Hangi gelişmiş ülkede su havzalarının yanı başı fabrikalarla doldurulur? Olması gereken neydi biliyor musunuz?
Yürüyüş yolları… Marinalar… Kafeler… Doğa parkları… Villa kentler… Su sporları merkezleri… Türkiye’nin en prestijli yaşam alanlarından biri…
Bizim seçtiklerimiz ne yaptı? Sac çatılar, beton bloklar, sanayi yığınları… Şehir yıllarca bir kaç beceriksizin plansızlığının kurbanı oldu. Yani işin özeti kısa vadeli rant, uzun vadeli vizyonun önüne geçti.
Bu şehrin en güzel yeri neden halkın yaşam alanı değil de sanayi baskısının merkezi oldu?
Ne yazık ki! Bu yanlışlar yıllarca ayakta alkışlandı. Oysa şehircilik dediğiniz şey; sadece bina yapmak değildir. Şehircilik; geleceği korumaktır. Suyu korumaktır. Doğayı korumaktır.