Kahramanmaraş’ın tarihî ve kültürel zenginliği, yörede kullanılan atasözleri ile deyimlerde de kendisini gösteriyor. Tarım, hayvancılık, aile ilişkileri, komşuluk, dayanışma ve çalışma hayatından beslenen bu sözler, geçmiş kuşakların tecrübelerini kısa ve etkili ifadelerle bugüne taşıyor. Şehir merkezi ile Afşin, Andırın, Elbistan, Göksun, Türkoğlu ve diğer ilçelerde kullanılan ifadelerin söyleniş biçimleri ve anlamları değişebiliyor. Bu nedenle bazı sözleri yalnızca Kahramanmaraş’a ait kesin ifadeler olarak değil, kentte ve çevre bölgelerde yaşayan ortak halk kültürünün parçaları olarak değerlendirmek gerekiyor. Bununla birlikte yerel derlemelerde Maraş sözü olarak kaydedilen çok sayıda atasözü bulunuyor.
Emek ve üretim Maraş atasözlerinin merkezinde
Kahramanmaraş yöresinden derlenen atasözlerinin önemli bölümü emek vermenin, tedbirli davranmanın ve üretim araçlarını korumanın önemini anlatıyor. “Kış günü öküzü aç bırakanın, yaz günü tarlası bor kalır” sözü, zamanında gerekli hazırlığı yapmayan kişinin daha sonra istediği sonucu alamayacağını ifade ediyor. “Sabanı olmayanın harmanı olmaz” atasözü ise başarıya ulaşmak için gerekli araçlara ve çalışmaya sahip olunması gerektiğini hatırlatıyor. “Değirmeni dönenin bulguru eksik olmaz” sözü, düzenli çalışan ve üretmeye devam eden kişinin geçim sıkıntısının azalacağını anlatıyor. “Un elekten, çamur bilekten geçer” ifadesi, her işin belirli bir emek ve ustalık gerektirdiğini vurguluyor. “Yükü ağır olan eşeğin gidişi yavaş olur” sözü, sorumluluğu fazla olan kişinin ilerleyişinin de daha dikkatli ve yavaş olacağını belirtiyor. “Direği zayıf evin merteği sağlam olsa ne olur” atasözü ise sağlam bir temel bulunmadığında diğer üstünlüklerin yeterli olmayacağını anlatıyor.
Komşuluk ve insan ilişkilerini anlatan sözler
Maraş atasözlerinde aile, evlilik, komşuluk ve toplumsal ilişkiler de geniş yer tutuyor. “Komşun iyiyse kapını, pencereni aç; komşun kötüyse mahalleden kaç” sözü, iyi komşuluğun huzurlu bir yaşam üzerindeki etkisini özetliyor. “Avratı hürmetsiz adamın evinde misafir eğleşmez” ifadesi, aile içerisindeki saygının evin huzuruna ve misafirperverliğe yansıdığını anlatıyor. “İpek giyme ile kadın, bıyık kıvırma ile adam olunmaz” atasözü, insanın değerinin dış görünüşten değil davranışlarından kaynaklandığını vurguluyor. “Üç koyun için çoban tutulmaz” sözü, küçük bir iş için gereğinden fazla masraf veya hazırlık yapılmaması gerektiğini belirtiyor. “Emek edenin elleri nasırlı olur” ifadesi ise çalışmanın ve üretmenin insanda mutlaka bir iz bıraktığını dile getiriyor.
Türkoğlu ağzında 31 deyim tespit edildi
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Esra Kirik tarafından hazırlanan akademik çalışmada, Türkoğlu ilçesinin 36 mahallesinden alınan 53 ses kaydı incelendi. Araştırmada Türk Dil Kurumunun Derleme Sözlüğü ile Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü’nde bulunmayan 31 yöresel deyim tespit edildi. Bu deyimlerden “aralığa düşmek”, gidecek yeri bulunmadığı için ortada kalmak; “birer aş üçer ev”, başkalarının yanında kalarak geçinmek; “ciğerinin başı yanmak”, sevilen birinin zarar görmesi üzerine büyük acı duymak anlamında kullanılıyor. “Çekiye çekmek”, bir kişiye art arda çok sayıda soru yöneltmeyi; “eli işe yetmek”, iş yapabilecek yaşa ve güce ulaşmayı; “elin eline kalmak” ise başkalarına muhtaç hâle gelmeyi anlatıyor. Yörede “gün bulup gün yemek” kazandığıyla günü geçirmek, “kulağı arkasına atmak” söyleneni önemsememek, “pırın pırın olmak” hızla dağılıp ortadan kaybolmak anlamına geliyor. “Toha takmak” bir kişiyi nişanlamak veya sözlemek için kullanılırken “yüreği karpuz gibi olmak” rahatlamak ve ferahlamak anlamını taşıyor. Akademik çalışma, Kahramanmaraş’ın sözlü kültürünün kayıt altına alınması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından dikkat çekici veriler sunuyor.