Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Selçuk Gündoğar, dinlenmeye rağmen devam eden yorgunluğun yalnızca yoğun çalışma temposuyla açıklanamayacağını belirtti. Günlük yaşamı etkileyen yakınmalarda uyku alışkanlıklarının, beslenmenin, zihinsel yükün ve olası hastalıkların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Sürekli yorgunluğa ilişkin açıklamalarda bulunan Gündoğar, enerji kaybının nedenini belirlemeden vitamin ve mineral takviyelerine yönelmenin sağlık açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti.
Zihinsel Yük Ve Stres Yorgunluğu Artırabiliyor
Fiziksel olarak ağır bir iş yapmadan da gün sonunda belirgin yorgunluk hissedilebiliyor. Gündoğar’a göre uzun süre ekran karşısında kalmak, hareketsizlik, sürekli düşünme ve stres bu durumun oluşmasında etkili olabiliyor.
Kaygı, depresyon ve zihinsel tükenmişliğin motivasyonu ve odaklanmayı olumsuz etkileyebildiğini belirten Gündoğar, yorgunluğun değerlendirilmesinde kişinin ruhsal durumunun da dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Uyku düzensizlikleri ve beslenme hataları da bu tabloya eşlik edebiliyor.
Dinlenmeyle Geçmeyen Yakınmalar Değerlendirilmeli
Geçici yorgunluk, yoğun bir günün veya yetersiz uykunun ardından ortaya çıkabiliyor ve dinlenmeyle hafifleyebiliyor. Uzun süren, günlük işleri ve çalışma performansını etkileyen yorgunluk ise nedeninin araştırılmasını gerektirebiliyor.
Gündoğar, özellikle iki haftayı aşan ve dinlenmeye rağmen düzelmeyen yakınmalarda tıbbi değerlendirme önerdi. Dikkat dağınıklığı, uyku sorunları, zihinsel bulanıklık ve kas-eklem ağrılarının da yorgunluğa eşlik edebileceğini aktardı.
İngiltere Ulusal Sağlık Servisi de birkaç haftadır nedeni açıklanamayan veya günlük yaşamı etkileyen yorgunluk durumunda hekime başvurulmasını öneriyor. NHS
Altta Yatan Sağlık Sorunları Araştırılıyor
Gündoğar’ın verdiği bilgiye göre demir eksikliği anemisi, bazı vitamin eksiklikleri, tiroid hastalıkları, diyabet ve uyku apnesi yorgunluğun olası nedenleri arasında bulunuyor. Depresyon ve anksiyete de değerlendirme sürecinde ele alınabiliyor.
Bu nedenle yalnızca yorgunluk hissinden hareketle neden hakkında kesin bir sonuca varılmaması gerekiyor. Yakınmanın ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, günlük yaşamı nasıl etkilediği ve başka belirtilerin bulunup bulunmadığı tanı sürecine yön veriyor.
Kan Tahlilleri Yaşam Alışkanlıklarıyla Birlikte Ele Alınıyor
Yorgunluk şikâyetinde ilk değerlendirme, hastanın sağlık öyküsünün alınması ve muayeneyle başlıyor. Gündoğar, gerekli görülen durumlarda kan sayımı, demir ve vitamin düzeyleri, tiroid fonksiyonları ve kan şekeri gibi incelemelerden yararlanılabildiğini belirtti.
İstenecek testler kişinin bulgularına göre belirleniyor. Gündoğar, yalnızca laboratuvar sonuçlarına odaklanmanın yeterli olmadığını; uyku, beslenme, su tüketimi, hareket ve stres düzeyinin de birlikte incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Günlük Alışkanlıklar Enerji Dengesini Destekliyor
Gündoğar, sabah gün ışığından yararlanmanın biyolojik saatin düzenlenmesine yardımcı olabileceğini söyledi. Düzenli uyku saatleri, dengeli beslenme ve yeterli su tüketiminin de günlük enerji düzeyi açısından önem taşıdığını kaydetti.
Beslenmede sık tüketilen basit karbonhidratların kan şekerinde dalgalanmalara yol açabileceğine dikkat çeken Gündoğar, hareketin ve stres yönetiminin de kişinin sağlık durumuna uygun biçimde günlük yaşama katılmasını önerdi. Enerji dengesinin tek bir ürünle sağlanamayacağını ifade etti.
Kontrolsüz Vitamin Ve Mineral Kullanımına Uyarı
Sosyal medya önerileriyle veya eksiklik belirlenmeden kullanılan takviyeler, yorgunluğun nedenini ortaya çıkarmıyor. Gündoğar, bazı vitamin ve minerallerin yüksek dozda alınmasının toksik etkilere ve organ işlevlerinde bozulmaya yol açabileceğini belirtti.
Takviye ihtiyacının tıbbi değerlendirmeyle belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Gündoğar, sağlıklı alışkanlıkların önemine dikkat çekti. Resmî tüketici rehberlerinde de yüksek doz takviyelerin hekim veya ilgili sağlık uzmanının önerisiyle kullanılması gerektiği belirtiliyor.