Akciğer Kanserinde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor
Akciğer Kanserinde Erken Tanı Hayat Kurtarıyor
İçeriği Görüntüle
42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası’nda karaciğer yağlanması, obezite, bağırsak sağlığı, reflü ve mide ilaçları masaya yatırıldı. Uzmanlar, Türkiye’de obezitenin Amerika ile eşdeğer seviyeye geldiğini, her dört yetişkinden birinde karaciğer yağlanması görüldüğünü ve yanlış antibiyotik kullanımının bağırsak florasını altı ay boyunca bozduğunu açıkladı.
KARACİĞER YAĞLANMASI GÖRÜLME SIKLIĞI KORKUTUYOR
Türk Gastroenteroloji Derneği tarafından Antalya’da düzenlenen 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası’nda sindirim sistemi sağlığına dair çarpıcı veriler paylaşıldı. Kongre Başkanı Prof. Dr. Dilek Oğuz, Türkiye'de her dört yetişkinden birinde karaciğer yağlanması görüldüğünü belirtti. Bu durumun obezite, hareketsizlik, işlenmiş gıdalar ve yüksek şekerli ürünlerin tüketimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyleyen Oğuz, “Erken teşhisle yağlanma geri döndürülebilir. Akdeniz tipi beslenme ve vücut ağırlığında yüzde 7-10’luk azalma yeterlidir” dedi. Karaciğer yağlanmasının ilerlemesi halinde siroz, karaciğer kanseri ve ölüme varabilecek ciddi risklerin oluşabileceğine dikkat çekti.
TÜRKİYE, OBEZİTEDE AMERİKA’YLA AYNI RİSK ÇİZGİSİNDE
TGD Önceki Dönem Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cindoruk, Türkiye’de obezite oranlarının artık Amerika ile aynı seviyelere ulaştığını söyledi. “Bazı çalışmalarda Türkiye’de obezite oranı yüzde 40’a kadar çıkıyor. Karaciğer kanserinde de viral hepatitlerin yerini obezite kaynaklı yağlanmalar aldı” diyen Cindoruk, medikal tedaviler ve endoskopik yöntemlerin önemine değindi. Obezitenin yalnızca diyetle değil; düzenli egzersiz, gerektiğinde ilaç ve girişimsel tedavilerle bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini belirtti. Geri ödeme kapsamında olmayan tedavilerin yaygınlaşmasının önünde ekonomik engeller olduğunu da vurguladı.
GEREKSİZ ANTİBİYOTİK BAĞIRSAK SAĞLIĞINI ALTI AY BOZUYOR
Kongre Sekreteri Prof. Dr. Özlen Altuğ, bağırsak mikrobiyotasının bağışıklık sistemi ve kanser riski dahil birçok süreci etkilediğini belirtti. Antibiyotiklerin kontrolsüz kullanımının bu dengeyi altı ay süreyle bozduğunu söyleyen Altuğ, “İdrarda yanma şikâyetiyle komşudan alınan antibiyotik, kanser riskini bile artırabiliyor. Bağırsak sağlığı lifli beslenme, fermente gıdalar, sigarasız yaşam ve düzenli egzersizle korunabilir” dedi.
SAFRA TAŞLARI YILLARCA SESSİZ KALABİLİR
Prof. Dr. Mehmet Asıl, safra taşlarının genellikle sessiz ilerlediğini ancak bazı durumlarda şiddetli karın ağrısı, mide bulantısı ve hazımsızlık gibi belirtilerle ortaya çıkabildiğini söyledi. Obeziteyle doğrudan ilişkili olmasa da kadınlarda, özellikle çok doğum yapmış bireylerde daha sık görüldüğünü belirtti. Tanı konulduğunda zaman kaybetmeden tedavi edilmesinin, ciddi komplikasyonların önüne geçeceğini ifade etti.
REFLÜ TÜRKİYE’DE HER 4-5 KİŞİDEN BİRİNİ ETKİLİYOR
Kurs Koordinatörü Prof. Dr. Altay Çelebi, gastroözofageal reflü hastalığının (GÖRH) Türkiye’de her 4-5 kişiden birini etkilediğini aktardı. Mide yanması, göğüste ağrı ve ağıza acı su gelmesi gibi belirtilerle kendini gösteren reflünün, yaşam kalitesini düşüren yaygın bir sorun olduğunu vurgulayan Çelebi, reflü şikâyetlerinin obezite, kötü beslenme ve stresle bağlantılı olduğunu ifade etti. Özellikle 50 yaş üzeri bireylerde ve uzun süreli şikâyetlerde hekime başvurulması gerektiğini belirtti.
PROTON POMPA İNHİBİTÖRLERİ HAKKINDA GÜNCEL KANITLAR
Kurs Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Salih Boğa, halk arasında "mide koruyucu" olarak bilinen proton pompa inhibitörlerinin (PPİ) asit ilişkili hastalıklarda yaygın biçimde ve güvenle kullanıldığını açıkladı. Son yıllarda bu ilaçların demans ve böbrek hastalığıyla ilişkilendirildiğine dair haberlerin toplumda tedirginlik yarattığını belirten Boğa, “Bunlar çoğunlukla gözlemsel verilere dayanıyor ve net kanıt sunmuyor. Doğru dozda, doğru süreyle ve doktor gözetiminde kullanıldığında PPİ’ler güvenlidir” dedi.

Kaynak: İHA